Bilmece Bildirmece: Dil Üstünde Kaydırmaca Sorusu ve Cevabı
Hayat, bazen öyle anlar sunuyor ki, her şeyin derin anlamını çözerken, bir yandan da absürtlükler arasında kayboluyorsun. İzmir’de, sokaklarda yürürken birden biri “Bilmeceni bildirmem!” der ve senin de kafanda binbir düşünce belirmeye başlar. “Bilmecede sorulan sorular genelde ne oluyordu? Sorunun cevabı neydi, haaa?” diye düşünürken, aslında her şeyin ne kadar karmaşıklaştığını fark ediyorsun.
Bir gün, bir arkadaşım bana tam da böyle bir soru sordu: “Bilmece bildirmece dil üstünde kaydırmaca sorusunun cevabı nedir?”
Başımı iki elime alıp düşündüm. Hem gülmemek, hem de her şeyin anlamını doğru çözmeye çalışmak, işte tam da o anlar… Kafamda çarklar dönmeye başladı. Amaç, biraz da eğlenmekti, değil mi? Yani, bir bilmece sorusuna nasıl bu kadar takılabilirdim ki?
Bilmece Bildirmece Nedir?
Öncelikle, “bilmece bildirmece” nedir, onu bir çözelim. Bu tabir, tam olarak bizim dilimize özgü olmasa da, halk arasında eğlenceli bir şekilde kullanılan bir kavramdır. Eski zamanlarda, sokakta birbirini tanımayan insanlar bile bir araya gelip, birbirlerine bilmeceler sorar, herkes bu bilmeceleri çözmeye çalışırmış. Hedef eğlenmek, zekâları sınamak ve bir yandan da vakit geçirmektir.
Ve şimdi, bir arkadaşımın bana sorduğu o ilginç soruya dönecek olursak, “dil üstünde kaydırmaca” derken neyi kastettiğini de anlamaya çalışıyordum. Hadi, biraz daha derine inelim. Bu gibi bilmeceler bazen sadece eğlencelik olabilir, bazen ise bir takım düşündürücü mesajlar içerir. Ama gelin görün ki, ben şimdi “Dil üstünde kaydırmaca” kelimelerini çözmeye odaklanmıştım.
Dil Üstünde Kaydırmaca
Şimdi, “dil üstünde kaydırmaca” ifadesi bana ilk önce bir şeyler hatırlattı. Mesela, çocukken çikletleri, şekerleri dilin üstünde kaydırarak yerken yaşadığımız o anlar. Çocukken, dilin üstünde kaydırdığın her şeyi bir eğlence aracına dönüştürürsün, değil mi? Ama burada biraz daha derin bir anlam var gibi hissediyorum.
Dilin üzerinde kaydırdığımız şeyler sadece fiziksel bir şey değil, bazen kelimeler de olabilir. Tıpkı hayatımızda kayıp giden anlar gibi. Hadi, biraz daha abartalım. Belki de, “Dil üstünde kaydırmaca” derken, içindeki düşünceleri bile kaydırmaya çalıştığını ima ediyordur bu bilmece. Kendini bu kadar ciddi almamalısın, diyorum kendi kendime.
Bir yanda düşünüyorum, diğer yanda eğleniyorum. “Sürekli kaydırıyoruz ama nereye kayıyoruz? Bilmiyorum…” diye mırıldanıyorum. Arkadaşım ise gülmekten kendini alamıyor. Evet, bende de aynı durum var, fakat bu ciddiyetin aslında bir eğlenceden kaynaklandığını unutmamak gerekiyor.
Bilmece Bildirmece Dil Üstünde Kaydırmaca: Cevap Ne Olabilir?
Bilmecenin cevabını çözme aşamasına geldiğimizde, sorunun “dil üstünde kaydırmaca” kısmı biraz daha anlam kazandı. Sadece bir çikolatanın veya bir şekerin kaymasıyla ilgili değil. Burada aslında çok daha derin bir şey yatıyor. Cevabın ne olabileceğini düşündüğümde, aklıma gelen şey bir dil… Evet, dilin kendisi!
Gülme krizini atlatıp, “Dil üstünde kaydırmaca”nın cevabının “dondurma” olduğunu fark ettim. Dondurma, dil üstünde kayarak yenilir! Herhangi bir tatlıya dönüştürebilirsiniz tabii ama bence dondurma tam bu tanıma uyar. Yazın sıcak günlerinde, hepimizin dilin üstünde kaydırdığı o tatlı soğukluk… İşte bence bilmece bildirmece bu!
Önümdeki masada bir kutu dondurma var. İnanır mısınız, ne zaman canım sıkkın olsa ya da kafamda bir sürü soruyla boğuşsam, dondurma beni her zaman rahatlatır. O zaman ne yapıyorum? Hızla bir dilim alıp, dilin üstünde kaydırmaya başlıyorum. Her dilimle birlikte, düşüncelerim de bir o kadar kayıp gidiyor.
Dondurma ve Hayatın Kaymaları
Gerçekten, dondurma sadece bir tatlı değil, bir kurtuluş. Bilmeceyi çözerken, hayatın aslında biraz dondurma gibi olduğunu fark ediyorum. Her şey kayar, bazı anlar olduğu gibi geçer gider ve biz onları en güzel şekilde tadmak isteriz. Tıpkı dondurmanın dilin üstünde kayarak kaybolması gibi.
Hayat da böyle. Bazen dondurma gibi yavaşça eriyip kaybolan anlar yaşarız. Bir an bir şeyler çok güzelken, bir anda gittiğini hissedersin. Ama ne zaman dondurma yesem, anlıyorum ki, o kayıp anları hatırlamak, onlara gülmek ve üzerine yazılar yazmak gerek.
Bir yandan gülüyorum, bir yandan derin bir iç çekişle “Evet, dondurma dil üstünde kayıyor ve ben de kayboluyorum” diye düşünüyorum. Sadece şunu fark ediyorum: Her şey kayabilir, ama kaybolduğunda bile güzel kalır. Ne kadar eğlenceli bir düşünce!
Sonuç: Bilmecenin Derin Anlamı
Bilmeceler bir nevi hayatın kendisi gibi. Hani bazen çok basit şeyler var ama onları çözmek zaman alabiliyor. Bu bilmece sorusu, belki de hayatın basit ama anlamlı yanlarını yakalamak için bir fırsat. “Dil üstünde kaydırmaca sorusunun cevabı nedir?” dediğinde, belki de cevabın sadece dondurma olmadığını fark ediyorsun. Belki de hayatının bir kısmı hep kayıyor ama sen onun tadını çıkarıyorsun.
Bir arkadaşım bana soruyor: “Ne oldu, buldun mu cevabı?” diye. Ben ise cevap olarak sadece bir gülümseme bırakıyorum. Çünkü bazen cevabı bulmak değil, o cevaba giderken yaşadığın yolculuk önemlidir.
Bilmecede olduğu gibi, bazen hayat da dili üstünde kaydırdığın bir dondurma gibi… Sonunda tadı güzel, ama her kayma biraz daha tatlı ve bazen biraz daha serttir.